Son 35 yılın en popüler konusunu sizlere takdim etmek isterim….” Duyusal Zekâ”
Duyusal Zekâ kavramı ortaya konulmadan önce bilim insanları sadece bilişsel zeka konusuna önem veriyor ve bu zeka türünü geliştirmeye odaklanıyorlardı. 20. yy başlarında sosyal zeka ve çoklu zeka teorileri ile araştırmacılar Duyusal Zekâ’ yı tüm insanlara açıklamaya ve bu zekanın bize olan katkılarını anlatmaya başladılar.
Duyusal Zekâ tanım olarak, bireyin kendi duygularını bilmesi, bu duyguları düzenleyebilmesi, kendi motivasyonunu oluşturabilmesi, başka insanların duygularını anlaması ve bu duyguları düzenleyerek iletişimlerine önderlik edebilmesidir.
Kısaca bir bireyin duyguları hayatının merkezine alarak hem kendi hem de diğer bireyler ile sağlam ve doğru iletişim kurabilmesi diyebiliriz. Duygular nedense belli edilmeyen, açıklanmayan ve eğer ortaya bir şekilde çıkarsa da bir insanı zayıf gösterecek bir kavram olarak algılanır. O sebeple de insanlar güçsüz görünmemek için duygularını hissetmekten bile kaçınırlar. Hiçbir şey hissetmiyorlarmış gibi davranırlar. Ancak, asıl bu davranışları ile kendi kendilerini güçsüzleştirdiklerini far etmezler.
Bunu şöyle izah edersem, duygularını görmezden gelen ve farkında olmayan bireyler, yaşadıkları olaylarda kendileri için en uygun tepkiyi vermekte zorlanırlar. Böyle bir durumda ise, ya çok saldırgan ya da çok daha çekingen bir tavır gösterirler. Olması gerekenden çok uzak bir davranış ile yaşamlarının kontörlünü kaybediyor gibidirler. Duygularının farkında olan birey ise, oluşan olay karşısında ne hissettiğini çok iyi takip eder. Bu duygu kişi tarafından düzenlenerek, ortama ve duruma uygun hale getirilir. Hatta bu olay karşısındaki hislerini karşı tarafa aktarabilir (suçlamadan) ve ilişkilerine önderlik edebilirler.
Bize anlatılan ise, duyguları ortaya çıkarmak kişiye tüm ilişkilerinde avantaj sağlıyor. Diğer bireyler bizim yaşadığımız olay karşısındaki duygularımızı öğrenir ve bu duygu ile bundan sonraki davranışlarımızın neler olacağını net biçimde kavramış olur.
İnsan düşünür (algılar), duygu hisseder ve sonra bu duyguya uygun bir davranış ortaya koyar. İnsanı harekete geçiren DUYGU’ dur. Biz düşünüp eyleme geçmeyiz. Arada düşündüğümüz şeyin bizde oluşturduğu duygular vardır. Ve insan olmamızın en özel kısmı duygularımızdır.
Duyusal Zekâ kavramımın önemini bunlar yıllar yıllar önce Antik Çağ filozoflarında Aristo şu cümle ile ifade etmiştir;
Herkes kızabilir bu kolaydır; ancak doğru kişiye, doğru nedenle, doğru zamanda, doğru biçimde kızmak, işte bu kolay değildir….